7 Mayıs 2026 Perşembe
Herkese merhaba, yine bir blog yazısıyla karşınızdayım. Fark ettim ki buraya yazmayalı oldukça uzun zaman olmuş. En son Beşiktaş ile ilgili bir yazı yazmıştım, yine bu yazımı da Beşiktaş’a ayırmak istedim. Çünkü görüyorum ki değişen pek de bir şey yok. Yine kaos, yine beceriksizlikler zinciri, yine büyük hayal kırıklıkları… Kısacası yine aynı senaryo.
Artık taraftar olarak gerçek bir başarı hikâyesi görmek istiyoruz. Tıpkı onursal başkanımız Süleyman Seba dönemindeki Gordon Milne başarısı ya da Fikret Orman ve Şenol Güneş dönemindeki şampiyonluk yılları gibi…
Tabii ki bu başarısızlıkta dış etkenlerin de büyük rol oynadığını düşünüyorum. Özellikle Merkez Hakem Kurulu sanki Beşiktaş’ın başarılı olmaması için çalışıyor gibi bir görüntü veriyor. Sadece bu sezon en az 20 puanımızın hakem kararlarıyla elimizden alındığını düşünüyorum. Verilmeyen penaltılar, Beşiktaş aleyhine verilen tartışmalı kararlar, uydurma ofsaytlar ve VAR’dan dönen pozisyonlar artık taraftarın sabrını taşırmış durumda.
Sezona Ole Gunnar Solskjær ile başladık ancak Avrupa kupalarındaki anlamsız eleniş sonrası görevine son verildi. Yerine ise Beşiktaş efsanesi ve bizi daha önce şampiyonluğa taşıyan Sergen Yalçın getirildi.
Açık konuşmak gerekirse, kadro kalitesi bakımından rakiplerimizin gerisinde olduğumuzu biz taraftarlar da biliyorduk. Ancak beklentimiz, Sergen hocanın şampiyon olduğumuz sezondaki gibi sınırlı kadrodan maksimum verim almasıydı. O dönem Larin, Welinton Souza Silva ve Vincent Aboubakar gibi isimlerden üst düzey katkı almıştı. Fakat haftalar ilerledikçe ne oyunda ne de oyuncularda ciddi bir gelişim görebildik.
Devre arasında yapılacak transferlerle takımın toparlanacağı düşünüldü. İlk haftalarda oyunda küçük kıpırdanmalar olsa da kırılma noktası Galatasaray maçı oldu. O maçta hakem hataları yine gündemdeydi ancak on kişi kalmış rakibe karşı gol atamıyorsan, lig yarışından da kopmuşsun demektir.
Gelelim sezonun tek hedefi hâline gelen Türkiye Kupası’na… Kupada sonuçlar iyi gidiyordu ama oyun anlamında yine tatmin edici bir performans yoktu. Buna rağmen yarı finale kadar geldik. Üstelik Fenerbahçe ve Galatasaray gibi güçlü rakiplerin olmadığı bir tabloda bu kupayı kazanamamak, başarısızlığın en net göstergelerinden biridir.
Yarı finalde ise son dakikalarda verilen tartışmalı bir penaltıyla kupaya veda ettik. Ancak sadece hakemi suçlamak da doğru olmaz. Çünkü sahada yine etkisiz bir oyun vardı. Milyon euroluk futbolcuları kulübede oturtup üretkenlik beklemek maalesef mümkün olmuyor.
Kısacası, Sergen hoca bu dönemde beklenen başarıyı sağlayamamıştır.
Peki çözüm ne?
Bence yeni sezonda mutlaka Önder Özen takım koordinatörü olarak göreve getirilmeli. Teknik direktör ve transferler onun hazırlayacağı rapor doğrultusunda yapılmalı. Plansız, programsız ve günü kurtarmaya yönelik hamlelerden artık vazgeçilmesi gerekiyor.
Şimdi gözler yeni sezonda… Bakalım Beşiktaş nasıl bir yapılanmaya gidecek? Biz taraftarlar ise son dönemin moda tabiriyle Beşiktaş’ın yeniden “şahlanmasını” istiyoruz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder